Bakanlık, AP'nin kabul ettiği "Azerbaycan Saldırısı Sonrası 'Nagorno-Karabağ'da Durum ve Azerbaycan'ın Ermenistan'a Devam Eden Tehditleri" başlıklı kararı için yazılı bir açıklama yayımladı.

Açıklamada, AP'nin bu "bağlayıcı olmayan kararının" sorumsuzluk, önyargı, yanlılık ve bilgisizlik örneği olduğu belirtildi. Bakanlık, yıllardır Türkiye aleyhine yapılan asılsız suçlamalarla dolu kararları peşinden koşan bazı popülist ve ayrımcı AP üyelerini hedef alarak, ülkeyi hedef alan söylemlerini esas alan bu kararı kınadı.

Açıklamada, Avrupa siyasetinde popülizm, ırkçılık, İslamofobi, çok kültürlülük ve bütünleşme karşıtlığının artış gösterdiğine dikkat çekilerek, mevcut AP'nin bu eğilimi tüm açıklığıyla yansıttığı ifade edildi. Ayrıca, AB'nin temel değerlerine bağlı, yapıcı, kapsayıcı ve aklı selim temsilcilerden oluşan bir kompozisyona kavuşması temennisinde bulunuldu.

Türkiye'nin Güney Kafkasya'da kalıcı barış, istikrar ve refahın sağlanması için yoğun çaba harcadığı vurgulanarak, ülkenin Ermenistan ile normalleşme sürecini yürüttüğü, Ermenistan-Azerbaycan arasındaki barış sürecine katkıda bulunduğu, uluslararası hukuk çerçevesinde barış, kardeşlik ve ortak menfaatlerin tesisine odaklandığı belirtildi. Ayrıca, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye'nin bölgedeki önemli bir aktör olduğu vurgulandı.

Sorumsuz metinlerin marjinal kesimler dışında dikkate alınmadığı ve AP kararı olarak önlerine konulmasının bir zafiyet olduğu ifade edilerek, bu metinlerin ciddiye alınmadığı belirtildi.

Avrupa Parlamentosu'nun Karabağ raporuna verilen tepki, Türk dış politikası ve uluslararası ilişkiler açısından önemli bir gelişmedir. Bu tepkinin arkasında, Türkiye'nin bölgedeki stratejik çıkarları, tarihsel bağları ve uluslararası hukuka olan saygısı gibi pek çok faktör bulunmaktadır.

Öncelikle, Türkiye'nin Karabağ meselesine verdiği bu sert tepki, bölgedeki barış ve istikrarın sağlanmasına olan bağlılığını yansıtmaktadır. Türkiye, Güney Kafkasya'da kalıcı bir barışın tesis edilmesi ve bu bölgenin refahının artırılması için yoğun bir çaba harcamaktadır. Bu çerçevede, Ermenistan ile normalleşme süreci yürütülmesi ve Ermenistan-Azerbaycan arasındaki barış sürecine somut bir şekilde katkı sağlanması, Türkiye'nin bu bölgedeki olumlu etkisini göstermektedir.

Türkiye, bu tür çatışma ve krizlerin çözümünde uluslararası hukukun belirlediği çerçeveyi dikkate alarak hareket etmektedir. Bu durum, Türkiye'nin uluslararası toplum içerisinde saygın bir aktör olmasını sağlamaktadır.

Türkiye'nin tarihsel olarak bölgedeki etkinliği de bu tepkinin anlamını derinleştiren bir faktördür. Türkiye, tarih boyunca bu coğrafyada önemli bir rol oynamış ve bu bağlamda Azerbaycan ile güçlü tarihi ve kültürel bağlara sahiptir. Dolayısıyla, Karabağ meselesi Türkiye için sadece stratejik bir konu değil, aynı zamanda tarihsel bir sorumluluktur.

Bu tepki Türk dış politikasının bağımsızlığı ve ulusal çıkarlarına olan bağlılığının bir yansımasıdır. Türkiye, uluslararası ilişkilerde kendi çıkarlarını gözeten ve bu doğrultuda politika belirleyen bir ülkedir. Bu çerçevede, Karabağ raporuna verilen sert tepki, Türkiye'nin kendi perspektifini ve çıkarlarını koruma iradesini göstermektedir.

Donald Trump'a Pensilvanya Mitinginde Silahlı Saldırı Donald Trump'a Pensilvanya Mitinginde Silahlı Saldırı

Avrupa Parlamentosu'nun Karabağ raporuna verilen bu tepki, Türkiye'nin bölgesel ve uluslararası arenadaki duruşunu yansıtan önemli bir adımdır. Bu tepki, Türkiye'nin bölgedeki istikrar ve barışa olan bağlılığını, uluslararası hukuka saygısını, tarihsel bağlarını ve bağımsız dış politika anlayışını vurgulamaktadır.

Editör: Kader GÜL