Burhaniye’nin Ören Mahallesi’nde 2012 yılından bu yana devam eden Adramytteion Antik Kenti kazılarında yeni bir keşfe imza atıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığının izniyle yürütülen çalışmalarda, Roma dönemine ait olduğu değerlendirilen bir konut yapısı gün yüzüne çıkarıldı.
Kazı çalışmalarının yaklaşık 9 bin metrekarelik alanda yürütüldüğü belirtilirken, bölgede farklı dönemlere ait kültür katmanlarının bulunduğu tespit edildi.
Kazı ekibinin ortaya çıkardığı yapının merkezinde Roma mimarisinde önemli bir yere sahip olan “atrium” adı verilen bölüm bulunuyor. Bu merkezi alanın çevresinde ise üç büyük salonun yer aldığı belirlendi.
Salonlarda mozaik döşemeler, duvarlarda freskler ve çeşitli figüratif ve geometrik süslemeler dikkat çekiyor. Yapının mimari özellikleri, dönemin yaşam tarzı ve estetik anlayışı hakkında önemli bilgiler sunuyor.
Villa içerisinde bulunan mozaiklerde farklı hayvan figürlerine rastlandı. Özellikle kuzey salonda çok sayıda kuş figürünün yanı sıra balık ve kanatlı at tasvirleri bulundu.
Kanatlı at figürünün, Adramytteion kentinin milattan önce 4. yüzyıla ait sikkelerinde kullanılan sembollerle benzerlik taşıması dikkat çekti. Bu durum, kentin simgesel unsurlarından birinin yüzyıllar sonra Roma dönemindeki bir yapıda da kullanıldığını ortaya koyuyor.
Kazılarda ortaya çıkarılan mozaiklerde kedi ve köpek figürlerinin yanı sıra bu hayvanlarla ilişkilendirilen isimlerin de yer aldığı belirlendi.
Kedi figürünün “Zümrüt” anlamına gelen bir isimle, köpek figürünün ise “Okyanos” adıyla tasvir edildiği aktarıldı. Bu ayrıntıların, yapının sakinleri ve dönemin sosyal yaşamı hakkında yeni değerlendirmeler yapılmasına imkan sağlayabileceği ifade edildi.
Villa içerisindeki süslemelerde yalnızca hayvan figürleriyle sınırlı kalmayan zengin bir motif repertuvarı da ortaya çıkarıldı. Mozaiklerde Medusa ve Gorgon figürlerinin yanı sıra kuşlara saldıran pigme tasvirlerine de rastlandı.
Özellikle pigme figürlerinin Kuzey Afrika mozaiklerinde görülen örneklerle benzerlik taşıması, Adramytteion’un ticari bağlantıları açısından da önem taşıyor. Antik kentin limanları sayesinde Doğu Akdeniz havzasıyla bağlantılı olması, yapının bölgesel ticaretle ilişkili varlıklı bir kişiye ait olabileceği değerlendirmesini gündeme getiriyor.
Arkeolojik bulgular, yapının milattan sonra 2. yüzyılda aktif olarak kullanıldığını gösteriyor. Roma döneminde yaşanan yıkımın ardından yapıya milattan sonra 4. ve 5. yüzyıllarda yeni bir salon eklendiği belirlendi.
Yeni bölümde dönemin geometrik ve figüratif bezeme anlayışını yansıtan süslemelerin bulunduğu kaydedildi.
Kazı alanında yalnızca Roma dönemine ait kalıntılarla karşılaşılmadı. Aynı parsel içerisinde Helenistik döneme tarihlenen büyük bir yapının temelleri de tespit edildi.
Bu temellerin Roma döneminde yeniden kullanıldığı ve alanda farklı dönemler arasında mimari bir süreklilik bulunduğu belirlendi. Bulgular, bölgede gelişmiş bir Roma konutunun uzun süre varlığını sürdürdüğüne işaret ediyor.
Yapının dikkat çeken özelliklerinden biri de teknik altyapısı oldu. Kazılarda drenaj sistemleri, künk hatları ve ıslak mekanlarla bağlantılı çeşitli altyapı unsurları belgelendi.
Arkeologlar, elde edilen verilerin yalnızca yapının mimarisini değil, Adramytteion’da yaşayan insanların günlük yaşamını, ticari ilişkilerini ve farklı dönemlerdeki kültürel etkileşimleri anlamaya da katkı sağlayacağını belirtiyor.