Mobil
Gündem

Erdoğan’ın Gizlice Yaşadığı İki Önemli Başarısızlık

13 Ocak 2026
Daha iyi bir deneyim için tam sürümü deneyebilirsiniz.
Erdoğan'ın neredeyse 25 yıl süren yönetiminde karşılaştığı iki önemli başarısızlık: üç çocuk hedefi ve sigara bırakma girişimleri.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İki Sessiz Yenilgisi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşık çeyrek asır süren iktidarında, son zamanlarda kabul ettiği "En az üç çocuk" ve sigarayı bırakma girişimleri gibi konularda belirgin yenilgiler yaşadı. (Foto Cumhurbaşkanlığı)

Erdoğan’ın liderliğindeki AK Parti hükümeti, bu süre zarfında dikkat çeken iki önemli konuda başarısızlıklar elde etti.

Bu yenilgiler, 2025 yılında kutlanacak olan “Aile Yılı”nın sona ermesiyle ortaya çıkıyor.

Erdoğan’ın nüfus artışı konusunda yakın çevresinin kimler olduğunu bilmemekle birlikte, halkın en az üç çocuk sahibi olma isteğinin oldukça düşük olduğunu gözlemliyoruz. Oysa Erdoğan, geçtiğimiz kasım ayında "Neden 4 ya da 5 olmasın?" şeklinde bir açıklama yapmıştı.

Nüfus Artışındaki Düşüş

TÜİK verilerine göre, AK Parti'nin iktidara geldiği 2002 yılında Türkiye'deki nüfus artış hızı yüzde 1,52, doğurganlık oranı, yani aile başına düşen çocuk sayısı ise 2,23 olarak kaydedilmişti. Bu oran, toplumların nüfusunu yenileyebilmesi için gerekli olan 2,10 seviyesinin üzerindeydi.

Ancak, AK Parti döneminde nüfus artış hızı 2024 yılı itibarıyla yüzde 0,24’e, doğurganlık oranı ise 1,48’e geriledi.

Üstelik, TÜİK’in tahminlerine göre 2026 yılında kadın nüfusunun erkek nüfusunu geçmesi beklenirken, doğurganlık oranında da bir düşüş gözlemleniyor.

Ekonomik zorlukların yanı sıra, Erdoğan’ın seçim başarılarında etkili olan başörtüsü serbestliği, kentleşme ve TOKİ konutları gibi uygulamaların “En az üç çocuk” hedefi üzerinde olumsuz bir etkisi olduğu söylenebilir. TÜİK verilerine göre, doğurganlık oranındaki azalma bu hızla devam ederse, kötü bir senaryo ile Türkiye 2044 yılında 90 milyon nüfusa ulaştıktan sonra gerilemeye başlayabilir.

Sigarayı Bıraktırma Çabaları

Erdoğan, 2025 Ekim ayında Gazze Zirvesi sırasında İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’ye sigarayı bırakma konusundaki çabalarını uluslararası medyaya da yansıtmıştı.

Ancak, Erdoğan’ın Türk vatandaşlarına yönelik sigarayı bırakma mücadelesinde de başarısızlıklar yaşandı.

Kapalı alanlarda sigara içme yasağı, ilk olarak 1996 yılında toplu taşıma araçları ve sağlık ile eğitim kurumlarını kapsayacak şekilde uygulamaya konmuştu. 2008 yılında, Erdoğan’ın bu konudaki kararlılığı sayesinde, tüm kapalı alanları kapsayan 5727 sayılı yasa yürürlüğe girdi. Başlangıçta başarılı oldu, ancak sonrasında durum değişti. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Toker Ergüder'in belirttiğine göre:

Sigara yasağı, 1996'daki gibi toplu taşıma, sağlık ve eğitim alanlarında etkin bir şekilde uygulanmaya devam ediyor. Ancak, 2009'dan itibaren lokanta, kafe ve kahvehane gibi yerlerde durum farklılık gösteriyor.

Lokantalarda sigara içenler için en iyi masalar ayrılırken, sigara içmeyenler en köşelere yerleştiriliyor.

Yeme içme mekanları, “Sigara içmeyen müşterilere ihtiyacımız yok” tutumunu benimsemiş durumda. Sigara içenler değil, sigara içmeyenler caydırılmakta.

Bu durumu, sigara yasağının uygulanmasından sorumlu yetkililerle yaptığım görüşmelerde de dile getirdim. Gelir peşinde koşan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, önceki İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve mevcut İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ile konuyu gündeme getirdim. “Haklısınız, bakalım…” gibi iyi niyetli yanıtlar aldım, ancak sonuç ortada.

Bu durumda, lokanta ve kafe sahiplerinin siyasi gücünün, Erdoğan’ın sigarayı bırakma konusundaki iradesini aşan bir etki yarattığını düşünüyorum. Ya da belki de yabancı sigara şirketlerinin lobi gücü etkili olmuştur; belki de her ikisi de geçerlidir.