Cansu, bu dosyaya baktığında kaybolan bir genç kızın, tamamlanmamış bir hayatın ve cevap bekleyen bir ailenin acısını hissettiğini belirterek, "Mesleki sorumluluğumun ötesinde, vicdani bir yük de hissettim." dedi.
Tunceli'de altı yıl önce kaybolan Gülistan Doku'nun akıbeti, dosyanın yeniden ele alınmasıyla daha net bir şekilde ortaya çıkıyor. Cansu, "Cesaret dediğiniz şey, aslında adalet duygusunun ta kendisidir." diyerek, adaletin peşinden gitmenin bir sorumluluk olduğunu vurguladı. Ayrıca, "Sayın Bakanımızın ‘ucu nereye giderse gitsin’ şeklindeki kararlı yaklaşımı da bize güç vermiştir." dedi.
Ebru Cansu ve ekibi, JASAT birimleriyle birlikte dosyayı yeniden gözden geçirerek, her ihtimali değerlendirdi ve tüm detayları titizlikle inceledi. Cansu, "Eğer bir cinayet söz konusuysa bunu aydınlatmak adli makamların boynunun borcudur." diyerek, teknolojik imkanların gelişmiş olduğu günümüzde gerçeği ortaya çıkarmanın mümkün olduğunu belirtti. Bu sürecin, adaletin sağlanabileceği ve asla bırakılmaması gereken bir mücadele olduğunun altını çizdi.
Gülistan Doku dosyasının aydınlatılması, Türkiye'deki diğer faili meçhul vakalarda da umut verici bir örnek teşkil etti. Cansu, "Adaletin peşini bırakmayacağız." diyerek, bundan sonraki süreçlerde de benzer dosyalarda aynı kararlılıkla mücadele edeceğini ifade etti.