Seçmen vaatleri dinler, sloganları takip eder; ancak sandık başına gittiğinde hafızasında kalan, hayatına dokunan hizmetlerdir. Bu nedenle siyaset, afişlerle değil; icraatlarla ölçülür.
Siyasette başarıyı belirleyen unsur, söylenen sözlerden çok ortaya konulan eserlerdir. Seçmen vaatleri dinler, sloganları takip eder; ancak sandık başına gittiğinde hafızasında kalan, hayatına dokunan hizmetlerdir. Bu nedenle siyaset, afişlerle değil; icraatlarla ölçülür.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaklaşık çeyrek asırlık siyasi yolculuğuna bakıldığında; şehir hastaneleri, Marmaray, Avrasya Tüneli, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Osmangazi Köprüsü, otoyollar, havalimanları, TOGG, Karadeniz doğal gazı keşfi, savunma sanayiinde İHA ve SİHA projeleri, yerli enerji yatırımları ve dijital kamu hizmetleri gibi birçok çalışma, destekçileri tarafından verilen sözlerin hayata geçirilmiş örnekleri olarak gösterilmektedir. Bu nedenle Erdoğan’ın siyasi anlayışı, taraftarları tarafından “vaatten çok icraat siyaseti” olarak tanımlanmaktadır.
Buna karşılık, 2023 seçimleri öncesinde büyük umutlarla kurulan Altılı Masa, “değişim” vaadiyle seçmenin karşısına çıktı. Ortak mutabakat metinleri hazırlandı, uzun vaat listeleri açıklandı. Ancak seçimlerin ardından masa dağılmaya başladı. Bugün geriye dönüp bakıldığında Meral Akşener aktif siyaseti bıraktı, Ahmet Davutoğlu siyasetten çekildiğini açıkladı ve Gelecek Partisi’nin kapatıldığını duyurdu, Temel Karamollaoğlu genel başkanlığı devretti. İttifakın en büyük partisi CHP ise uzun süredir kendi iç tartışmalarıyla gündeme geliyor.
İktidar hedefiyle yola çıkanlar, sonunda kendi iç hesaplaşmalarına yenildi. Kişisel hırsların gölgesinde, yüzyılı aşan siyasi birikime sahip bir parti derin ayrışmaların odağı hâline geldi. Bir zamanlar iktidarın en güçlü alternatifi olarak gösterilen yapı, bugün daha çok kendi iç mücadeleleriyle anılıyor.
Şimdi ise muhalefet cephesinde Yeni Parti adıyla yeni bir siyasi oluşum sahneye çıkıyor. Elbette her yeni siyasi hareket demokrasinin doğal bir parçasıdır. Ancak seçmenin artık yalnızca yeni isimlere veya yeni tabelalara değil; kadrolara, projelere ve ortaya konulan icraata baktığı açıktır. Dün “değişim” sloganıyla kurulan ittifakın kısa sürede dağılmış olması, bugün kurulan her yeni oluşumun da aynı soruyla karşılaşmasına neden oluyor: Gerçekten yeni olan siyaset mi, yoksa sadece tabela mı?
Kamuoyuna sunulan “Aile ve Sosyal Politikaların Yüzyılı”, “Büyümenin Yüzyılı”, “Çevre ve Şehirciliğin Yüzyılı”, “Dijitalleşmenin Yüzyılı”, “Dış Politikanın Yüzyılı”, “Eğitimin Yüzyılı”, “Ekonominin Yüzyılı”, “Enerjinin Yüzyılı”, “Gençlik ve Sporun Yüzyılı”, “Kadınların Yüzyılı”, “Kültürün Yüzyılı”, “Sağlığın Yüzyılı” ve “Sanayi ve Teknolojinin Yüzyılı” gibi başlıklar elbette önemlidir. Ancak dikkat çekici olan, bu alanların büyük bölümünde son yıllarda zaten önemli projelerin hayata geçirilmiş olmasıdır. Destekçilerine göre şehir hastaneleri “Sağlığın Yüzyılı”nın, TOGG ve savunma sanayii “Sanayi ve Teknolojinin Yüzyılı”nın, Karadeniz doğal gazı ve enerji yatırımları “Enerjinin Yüzyılı”nın, e-Devlet ve dijital kamu hizmetleri “Dijitalleşmenin Yüzyılı”nın, ulaştırma yatırımları ise “Büyümenin Yüzyılı”nın somut karşılığıdır. Bu yönüyle söz konusu söylemler, yeni bir vizyondan ziyade mevcut icraatların önemini destekleyen ve teyit eden bir çerçeve sunmaktadır. Çünkü siyaset, başlık üretme değil; o başlıkların içini eserle doldurma sanatıdır.
Tarih, büyük iddialarla ortaya çıkıp kısa sürede dağılan siyasi oluşumları da kayda geçirir. Bu noktada, Mehmet Said Hâlet Efendi’nin ölümünün ardından halk arasında yaygınlaştığı rivayet edilen şu mısralar akla geliyor:
“Ne kendi eyledi rahat ne halka verdi huzur;
Yıkıldı gitti cihandan, dayansın ehl-i kubur.”
(Günümüz Türkçesiyle: “Ne kendisi huzur buldu ne de halka huzur verdi; bu dünyadan göçtü gitti, artık kabir ehli düşünsün.”)
Bu mısralar tarihî bağlamında belirli bir kişiye söylenmiştir. Ancak zaman içinde, büyük beklentiler oluşturup kalıcı sonuç üretemeyen kişi ve oluşumlar için de mecazi bir hatırlatma olarak anılagelmiştir.
Siyasetin gerçek ölçüsü söylemler değil, sonuçlardır. Tabelalar değişebilir, ittifaklar kurulabilir, partiler kapanabilir, yenileri açılabilir. Fakat milletin hafızasında kalan; açılan hastaneler, yapılan yollar, üretilen teknolojiler, güçlenen savunma sanayii ve ülkeye kazandırılan eserlerdir. Çünkü siyasetin en güçlü propagandası söz değil, icraattır.
Yönetim Kurulu Başkanı
Çetin KEYDAL