Mümtaz’er Türköne, Cumhur İttifakı’ndaki ayrılıkları ve Devlet Bahçeli'nin son çıkışlarını değerlendirerek önemli bir analiz yaptı. Türköne, Bahçeli'nin dün gerçekleştirdiği grup toplantısındaki mesajları detaylandırarak, AKP ve MHP arasında devam eden gerilimi ortaya koydu. Bahçeli'nin, Cumhur İttifakı'na dair açıklamalarını ve Erdoğan'ı daha fazla uyarmayı hedefleyen dilini, "Erdoğan'ın bileğini masaya yapıştırmak üzere" şeklinde değerlendirdi. Türköne, bu yazısında Bahçeli'nin stratejik hamlelerinin, Erdoğan üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çekti.
Mümtaz’er Türköne'nin yazısına göre, Devlet Bahçeli, son grup konuşmasında, "Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bin yıllık sahibi ve geleceğin asli sorumlusu" olarak kendini konumlandırdı. Bu ifadesi, yalnızca geçmişe değil, geleceğe de işaret eden bir söylemdi. Bahçeli'nin bu açıklamalarının arkasında, Cumhur İttifakı'nın devamı için belirlediği koşullara dikkat çektiği ve Erdoğan’a doğrudan mesajlar gönderdiği görülüyor.
Bahçeli'nin sıkça vurguladığı "Dönen dönsün, biz dönmeyiz" cümlesi, onun kararlılığını ve yolunda sapma olmayacağını belirttiği bir duruşu yansıtıyordu. Türköne, Bahçeli'nin bu kararlı tavrının, Cumhur İttifakı’nda her an gerilimin tırmanabileceği bir atmosfer yarattığını ifade etti. Ayrıca, Bahçeli'nin Erdoğan’a yönelik "cankurtaran simidi" olarak tanımladığı desteği de dikkat çeken bir diğer unsur oldu.
Türköne'nin değerlendirmesine göre, Bahçeli'nin konuşmalarındaki bir diğer önemli nokta ise, Suriye politikasına dair attığı adımlar ve kayyım atamalarıyla ilgili açıklamalarıydı. Bahçeli, kayyım atamalarına karşı net bir duruş sergilememiş, ama "geçici olarak görevden alınmalar" şeklinde bir dil kullanarak Erdoğan’ın bu politikasına tam anlamıyla karşı çıkmamıştı. Bunun yerine, bu durumu yumuşatarak, Erdoğan’a belli bir alan bırakmayı tercih etti.
Suriye’ye yapılacak olası operasyon konusunda ise, Bahçeli’nin kapalı kapılar ardında verilen mesajlarla, ABD’ye yönelik daha dikkatli bir diplomatik dil kullanmayı tercih ettiği gözlemlendi. Türköne, Bahçeli’nin bu söylemleriyle, Erdoğan’a daha stratejik bir yaklaşım sergileyerek, ittifakın geleceği konusunda Erdoğan’a uyarılar yaptığını belirtti.
Yazar, Türkiye’nin siyasi sahnesindeki bu gerilimde, Bahçeli'nin Erdoğan’a yönelik ince ince atmaya çalıştığı adımların bir "bilek güreşi"ne dönüştüğünü vurguluyor. Erdoğan’ın Suriye’ye yönelik operasyon konusunda kapıları kapalı tutması ve kayyım atamalarıyla ilgili attığı tek bir kart, henüz tüm hamlelerini açık etmediği anlamına geliyor. Türköne’ye göre, Bahçeli’nin ise bu durumu dikkatle izlediği ve Erdoğan’ın stratejik hatalarını fırsat bilerek, ona baskı yapmaya devam edeceği anlaşılıyor.
Türköne, Bahçeli’nin "gelecek nesillerin hesabı" vurgusunun, Erdoğan’ın "günü kurtarma" anlayışına karşı bir eleştiri olarak da görülebileceğini dile getirdi. Bahçeli, bu şekilde, Erdoğan’ı kişisel hesaplarını bir kenara bırakmaya ve uzun vadeli, stratejik bir bakış açısıyla hareket etmeye çağırıyordu.
Mümtaz’er Türköne’nin yazısının sonunda, Bahçeli’nin Erdoğan’a yönelik tavrının, uzun vadede Cumhur İttifakı’ndaki dengeleri değiştirebileceğine dikkat çekildi. Bahçeli’nin sabırlı ve stratejik yaklaşımı, Erdoğan’ı köşeye sıkıştırmak için kullanılan bir yöntem olarak ortaya çıkıyor. Türköne’nin "Bilek güreşi devam ediyor" ifadesi, Erdoğan ile Bahçeli arasında süregeldiği öne sürülen bu güç mücadelesinin daha da derinleşeceği anlamına geliyor.