Suriye'deki Bs rejiminin işkence merkezleri arasında yer alan Sednaya Hapishanesi ve "431" kodlu gizli cezaevi, insan hakları ihlalleriyle tanınıyor. Bu yerler, mahkûmlara uygulanan vahşi işkencelerle adeta birer çağ dışı işkencehaneyi andırıyor.
Bu makalede, "614" kodlu mahkûmla birlikte cezaevi "431"e giren Muhammet’in tanıklıklarına dayanarak, bu cezaevlerindeki insanlık dışı koşulları detaylıca inceleyeceğiz.
Sednaya Hapishanesi, Suriye rejiminin muhaliflere uyguladığı işkencelerle tanınan başlıca hapishanelerden biridir. Bunun dışında Mezze Askeri Havalimanı’nda bulunan ve "431" koduyla bilinen gizli cezaevi de vardır.
Bu cezaevleri; ad-soyad yerine rakamlarla kaydedilen mahkûmlar, daracık koğuşlar ve sistematik işkencelerle bilinir. Rejimin gizli işkence merkezleri, çoğu zaman kamuoyundan gizlenir ve ancak kurtulan mahkûmların tanıklıklarıyla gün yüzüne çıkar.
Muhammet Abdülbaki, "614" kodlu mahkûm olarak 7 ay boyunca Mezze’deki 431 kodlu cezaevinde tutuldu. Tanıklıkları korkunç detaylar içeriyor:
Bu koşullar, işkencenin sistematik bir şekilde uygulandığını gösteriyor. Mahkûmlar, böyle bir ortamda ölmeyi kurtuluş olarak görmþkteydi.
Suriye'de Bs rejimi, muhaliflere gözdağı vermek için işkenceyi sistematik bir silah olarak kullandı. Özellikle Mahir Esad'ın komuta ettiği 4. Bölük'e bağlı cezaevlerinde işkence ve zulümler ayyuka çıkmıştı. Bu işkence merkezlerinde binlerce insan kayboldu veya hayatını kaybetti.
Serbest kalış anını anlatan Muhammet, şu sözlerle duygularını ifade etti:
“Hücrelerin kapıları açıldığında öleceğimizi sandık. 'Esad kaçtı, özgürsünüz' sesini duyunca ağladık. O anda özgürlüğün ne kadar kıymetli olduğunu anladık.”
Başkent Şam’da kontrol sağlandıktan sonra sokağa çıkma yasağı sona erdi. Halk, yeniden sokaklara döndü. Lokantalar, kafeler ve iş yerleri akşam stlerinde hizmet vermeye başladı. Gönüllüler, sokakları temizleyerek normal yaşamın yeniden başlamasına katkıda bulundu.