Hiperaktivite, çocukluk döneminde 2-3 yaşlarında ortaya çıkan ve tedavi edilmediği takdirde yaşam boyu etkilerini sürdüren bir durumdur. Yapılan araştırmalar, beslenmenin hiperaktivite üzerindeki etkilerini vurgulamaktadır. Özellikle şekerli ve katkılı gıdaların, bu durumu daha da kötüleştirdiği gözlemlenmiştir.
Hiperaktivite, çocuklarda aşırı hareketlilik, dikkat dağınıklığı ve öğrenme güçlüğü gibi belirtilerle kendini gösterir. Ebeveynlerin bu tür davranışları fark ettiklerinde ilk yapmaları gereken şey, bir sağlık uzmanına danışmaktır. Erkek çocuklarda kızlara göre daha sık görülen bu durum, erken yaşta tedavi edilmediğinde kalıcı hale gelebilir.
Okul çağındaki çocukların sosyal ve akademik yaşamlarında sorun yaşamamaları için ebeveynlerin dikkatli gözlemler yaparak çocuklarının beslenme alışkanlıklarını gözden geçirmeleri önemlidir. Bu süreç, ergenlik döneminin de daha sağlıklı geçmesini sağlar.
2017 yılında İsveç’in Karolinska Enstitüsü’nde yapılan bir araştırma, beslenme ile hiperaktivite arasındaki ilişkiyi ortaya koymuştur. Yetersiz beslenme ve katkılı gıdalar, hiperaktivite tanısı konulan çocukların iyileşme süreçlerini olumsuz etkiler. Şekerli yiyecekler bu durumu daha da kötüleştirir.
Hiperaktivite belirtileri, odaklanma güçlüğü, unutkanlık ve iletişimde zorluklar şeklinde kendini gösterir. Karolinska Enstitüsü’ndeki araştırmalar, hiperaktif çocukların salisilat ve fenolik bileşiklere karşı duyarlılıklarını belirlemiştir. Bu nedenle, salisilat oranı düşük gıdaların tercih edilmesi önerilmektedir.
Bu gıdalar, hiperaktif çocukların beslenmesinde tercih edilmesi gereken sağlıklı seçeneklerdir.
Hiperaktivite tanısı konulan çocukların kesinlikle tüketmemesi gereken gıdalar şunlardır:
Ayrıca, paketlenmiş gıdalardan kaçınılması gerektiği unutulmamalıdır.
Omega-3 açısından zengin yağlı balıklar, magnezyum, çinko ve demir içeren besinler ile takviye gıdalar, hiperaktif çocukların günlük diyetlerinde mutlaka yer almalıdır.
Ebeveynlerin, çocuklarının sağlıklı bir beslenme düzenine sahip olmasına dikkat ederek hiperaktivite belirtilerinin yönetiminde önemli bir rol oynaması gerekmektedir. Bu, çocukların daha kaliteli bir yaşam sürmeleri için kritik bir adımdır.