Son dönemlerde sosyal medya platformlarının görsel ağırlıklı yapısı, güzellik normlarını dijital dünyadan ilkokul çağındaki çocukların yaşamlarına kadar yaygınlaştırdı. Küçük yaşta makyaj alışkanlıkları, çocuklarda hem çeşitli psikolojik sorunlara hem de cilt sağlığının bozulmasına yol açabilmektedir.
Geçmişte eğlenceli bir oyun olarak görülen makyaj, günümüzde 7-8 yaşındaki çocuklar için bir kimlik oluşturma ve kabul görme aracı haline geldi. Sosyal medya ve dijital platformlarda yer alan "benimle hazırlan" gibi ifadeler, çocukları makyaj yapmaya yönlendiriyor. Dijital ortamlarda kullanılan filtreler ve dijital düzenlemeler, çocuklarda erken yaşta güzellik kaygısını artıran bir "kusursuzluk" yanılsaması yaratıyor. Oyun oynaması gereken yaşlarda ayna karşısında saatler geçiren çocuklar, güzellik kaygısı ve dijital etkileşim yarışının etkisiyle "yetişkin gibi görünme" isteği taşıyorlar.
Görsel kaygıların ötesinde, erken yaşta makyaj malzemelerinin kullanımı ciddi sağlık tehditlerini de beraberinde getiriyor. Çocukların ciltleri, yetişkinlere göre çok daha ince ve geçirgen olduğu için kimyasal maddelere karşı daha hassas bir yapıdadır. Makyaj ürünlerinde bulunan koruyucular, parfümler ve ağır metaller, çocuklarda ciddi alerjik tepkilere, egzama ve hormonal dengesizliklere neden olabiliyor. Özellikle kalitesiz ve içeriği belirsiz ürünlerin cilt bariyerine verdiği zarar, ileride geri dönüşü zor cilt problemlerinin oluşmasına yol açabilir.
Diğer yandan, çocukların özgüvenini olumsuz etkileyen mükemmel görünme çabaları, öz değerlerini yalnızca dış görünüşleriyle tanımlamalarına yol açmaktadır. Güzelliğin bir başarı ölçütü olarak algılanması, çocuklarda yoğun kaygı ve yetersizlik hissi yaratabilir. Doğal halleriyle kendilerini kabullenmekte zorlanan çocuklar, ilerleyen dönemlerde yeme bozuklukları, beden dismorfik bozukluğu ve depresyon gibi ciddi psikolojik sorunlarla karşılaşabilirler. Çocukluk döneminin hızla geçilerek yetişkin rollerine girilmesi, bireyin sağlıklı bir kişilik geliştirmesinin önündeki en büyük engellerden biridir.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, dijital platformların çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerini dikkatle izleyerek kapsamlı çalışmalar yürütmektedir. Bakanlığın, çocukların yetişkin yaşamına özen göstermesi ve erken olgunlaşması konusundaki çalışmaları, dijital risklerin çocuk gelişimi üzerindeki yıkıcı etkilerini gözler önüne sermektedir. 15 yaş altı için sosyal medya kullanımını kısıtlamaya yönelik çalışmasını tamamlayan Bakanlık, çocukları dijital dünyanın zararlı akımlarından koruma amacı gütmektedir.