Mobil
Moda

‘Sürdürülebilirlik Sadece Ağaç Dikmekle Sınırlı Değildir’

9 Mart 2026
Daha iyi bir deneyim için tam sürümü deneyebilirsiniz.
Sürdürülebilirlik sadece ağaç dikmekle sınırlı değildir; çevre dostu ambalajlar ve karbon ayak izi raporları yeterli mi? Türkiye'nin öncü moda...

Moda ve Sürdürülebilirlik Üzerine Düşünceler

Moda, artık sadece giyim tercihlerimizle değil, aynı zamanda hangi dünyada yaşamak istediğimizle de bağlantılı hale geldi. Üretimden tüketime kadar her bir seçim, gezegenle olan ilişkimiz ve emeğe bakış açımızı yeniden şekillendiriyor. Türkiye'de dijital moda alanında öncü isimlerden biri olan Burçin Akgün Ünaldı, akademik araştırma disiplini ile dijital içerik üretimini bir araya getirerek bu değişimi uzun süredir görünür kılıyor. 2008 yılında kurduğu Styleboom ile Türkiye'nin ilk moda bloglarından birine imza atan Ünaldı, günümüzde modayı estetikten çok daha fazlası olan etik, ekolojik ve toplumsal bir mesele olarak ele alıyor. Kendisiyle modanın gezegenle olan karmaşık ilişkisini, sürdürülebilirlik tartışmalarının sınırlarını ve dönüşümün gerçek olanaklarını konuştuk.

Moda ve Gezegen İlişkisi

“STYLEBOOM” hesabınızda modayı sadece estetik bir alan olarak değil, aynı zamanda etik ve ekolojik bir mesele olarak ele alıyorsunuz. Bugün moda ile gezegen arasındaki ilişkiyi nasıl tanımlarsınız?

Belki sert bir ifade olacak ama bu ilişkiyi “ikiyüzlü” olarak niteliyorum. Geçmişte ne endüstri ne de tüketici yeterince bilinçli değildi. Ekonomik sıkıntılar ve istihdam yaratma öncelikli konular olarak görüldüğünden çevresel faktörler geri planda kalıyordu. O dönemde farkındalık düşük seviyelerdeydi ve bu nedenle modanın gezegen üzerindeki olumsuz etkileri göz ardı ediliyordu. Ancak günümüzde bu durumun farkında olunmasına rağmen modada sürdürülebilirlik çabalarının zayıf kalması ve genellikle pazarlama stratejisi olarak kalması bu tanımı destekliyor.

Sürdürülebilirliğin 4R’si: Reduce (azalt), Reuse (yeniden kullan), Repair (tamir et), Recycle (dönüştür).

Döngüsel Moda Anlayışı

Sürdürülebilir moda yalnızca malzeme ve üretimle değil, aynı zamanda bakım, onarım ve yeniden kullanım kültürü ile de ilgilidir. Kendi gardırobunuzda döngüselliği nasıl sağlıyorsunuz?

Sürdürülebilirliğin dört temel prensibi var: Azaltmak, yeniden kullanmak, tamir etmek ve dönüştürmek. Son yıllarda bunlara bir beşinci ilke olarak kiralama da eklendi. Kıyafetlerimde onarım ve tadilat yaparak yeniden tasarım sürecine dahil ediyorum; bazı elbiselerim artık bluz veya etek olarak kullanılıyor. Bu süreçte bir mahalle terzisiyle çalışarak zanaatkarlara destek oluyorum. Ayrıca, mümkün olduğunca döngüde tutmak amacıyla güvendiğim uygulamalarda veya garaj satış noktalarında kıyafetlerimi satıyorum, ama çok sık parça çıkmadığı için gardırobumda fazla yer kaplamıyor. Özel etkinliklerde ise arkadaşlarımdan ödünç almayı ya da kiralama yapan platformları tercih ediyorum.

Sürdürülebilir Moda Dönüşümü

Türkiye'de sürdürülebilir moda alanında nasıl bir dönüşüm gözlemliyorsunuz? Tasarımcılar, üreticiler ve tüketiciler arasında yeni bir bilincin oluştuğunu düşünüyor musunuz?

Kesinlikle bir bilinç oluşuyor. Yüksek moda ve tasarımcıları bir kenara bırakırsak, artık insanlar sürdürülebilirlik hassasiyetleriyle üretilen bağımsız markaların yanı sıra özgün tasarım dillerine sahip olan markaların farkına varmaya başladı. Ancak, Türkiye gibi kırılgan ekonomilerde maliyetlerin dalgalanması, bu ürünlerin fiyatlarına yansıması ve insanların sürdürülebilir ürünleri pahalı bulması büyük bir engel teşkil ediyor. Adil ve şeffaf şartlarda çalışan, kargolarını kendisi yapan ve sürdürülebilir malzeme kullanan bir markadan hızlı moda fiyatları beklemek ise gerçekçi değil. Burada önemli olan, uzun vadede kullanabileceğimiz, gezegeni kirletmeyen ve emek sömürmeyen bir parça mı yoksa bunların tam zıttı olan ve gelecekteki kaynakları tehdit eden üç parça mı tercih edeceğimizdir.

Sürdürülebilirlik sadece çevresel açıdan değil, aynı zamanda adil emek politikalarını da içermelidir.

Sürdürülebilirliğin Kesişimi

Sürdürülebilir moda tartışmaları, toplumsal cinsiyet ve emek politikalarıyla giderek daha fazla kesişiyor. Bu durumu Türkiye ve küresel moda sistemi bağlamında nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu konunun altını sürekli çiziyorum. Ne yazık ki, sürdürülebilirlik genellikle çevresel kaynakların sömürülmesi açısından ele alınıyor ve markalar buna odaklanıyor. Fidan bağışları, karbon ayak izi nötr çalışmaları ve çevreci mağazalar harika ama sürdürülebilirlik, adil ve şeffaf emek politikalarını içermiyorsa, emeği sömürmeye göz yumuyorsa, bu durumda eksik kalıyor. Hem küresel ölçekte hem de Türkiye'de bu ikinci kısım, çevresel ayağa göre daha az önemseniyor. En yüksek moda markalarında bile cinsiyet temsili erkek egemen bir yapıda. Hızlı moda markalarının, biz bilmeden taşeronlar aracılığıyla küresel güneyde sömürüye dayalı üretim yaptığını biliyoruz. Bu alanda kat edilmesi gereken çok yol var.

Gelecek İçin Mesajlar

8 Mart'ta, gezegene ve emeğe duyarlı bir gelecek için çaba gösteren kadınlara ne söylemek istersiniz?

Zorlu bir yol seçtikleri için birçok zorlukla karşılaştıklarını bildiğim bu kadınlara, pes etme aşamasına geldiklerinde hatırlatmak istediğim bir alıntı var: “Yeni bir şeyi tekrar ekmek ve büyütmek için en iyi topraktır dip. Bu anlamda dibe vurmak, son derece acı verici olsa da aynı zamanda tohum ekmenin zeminidir.”

Sürdürülebilir moda bugün hem etik bir çağrı hem de hızla büyüyen bir endüstri. Bu alanın gerçekten dönüştürücü bir potansiyele sahip olduğuna inanıyor musunuz yoksa sistem hâlâ tüketim kültürünün sınırları içinde mi ilerliyor?

Önceki sorumdan yola çıkarsak, evet sistem hâlâ tüketim kültürünü önceliklendiriyor ancak bu tüketim içinde sürdürülebilir olan seçeneklerin sayısı artıyor. Sürdürülebilir modanın uygulamasının en önemli yolu, mevcut gardırobunuzdaki kıyafetleri giymek ve yeni alımlara dikkatlice yaklaşmaktır. Dürtüsel alışverişten kaçınıp, bilinçli bir şekilde alışveriş yapmak gerekiyor. Alışveriş yapma eylemine gelene kadar bu farkındalığı oluşturmak önemli. Diğer yandan, sürdürülebilir moda markalarının ortaya çıkması ve desteklenmesi elbette olumlu bir gelişme. Bu markalar, sürdürülebilirliğin ne anlama geldiğini anlamak adına çok değerlidir. Küçük ölçekli atölyelerde, adil ve şeffaf koşullarda, sınırlı ve uzun ömürlü üretim yapılıyor. Ancak bu dönüşümün samimiyetini sorgulamak da önemli. Hızlı moda markalarının sürdürülebilir kapsül koleksiyonlarını bu çerçevede değerlendirmiyorum ve yanlış buluyorum. Sürdürülebilirlik, yalnızca malzeme ile ilgili değil; eğer o kıyafet yine aynı uzak ülkelerde etik dışı koşullarda üretiliyor ve buraya taşınıyorsa, bu durumda sürdürülebilir olamaz.

Akademik Çalışmalar ve Dijital İçerik Üretimi

ODTÜ'deki akademik çalışmalarınız ve araştırma pratiğiniz, moda ve sürdürülebilirlik yaklaşımınızı nasıl şekillendirdi? Akademi ile dijital içerik üretimi arasında nasıl bir köprü kuruyorsunuz?

Akademik geçmişim bana disiplin, sorgulama, araştırma ve doğrulama yapma yetenekleri kazandırdı. Her konuyu bu şekilde ele alabilirim. Türkiye'nin ilk bloglarından birine başlarken de bu disiplinimden faydalandım. Bu benim özgür alanım. İçeriklerimi programlı ve düzenli bir şekilde hazırlayarak geliştirmeye çalıştım. En basit konularda bile okuma ve araştırma yaparak yazmayı tercih ettim. Örneğin, Breton çizgilerinin modadaki yerini yazarken, bu konunun tarihsel arka planını da eklemeyi seviyorum.