İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun açıklamaları, ateşkesin arkasındaki gerçek niyetleri sorgulatıyor.
Trump, ateşkesi sosyal medya üzerinden duyurarak, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ve İsrail Başbakanı Netanyahu ile yaptığı telefon görüşmelerinin ardından bu anlaşmanın sağlandığını belirtti. Ateşkesin, bu gece (TSİ 24:00) başlayacağını ifade eden Trump, aynı zamanda dış politika başarısına dikkat çekerek, “Dünya çapında 9 savaşı çözdüm ve bu, benim 10. savaşım olacak” dedi.
Ancak Netanyahu’nun ateşkesin hemen ardından yaptığı konuşma, barışın ne kadar kalıcı olacağı konusunda endişe yarattı. Netanyahu, Lübnan'dan çekilme planlarının olmadığını ve İsrail’in 10 kilometre derinliğinde bir "tampon bölge" oluşturduğunu açıkladı. Bu bölgenin, Lübnan'dan sürülen 820 bin sivilin evlerini terk etmek zorunda kaldığı bir işgal bölgesine dönüştüğünü belirten Netanyahu, Lübnan'daki Hizbullah’a karşı savaşın amacını şu şekilde açıkladı: “Güç dengesini değiştirdik. 150 bin roketlik cephaneliği yok ettik.”
Netanyahu’nun "güvenlik şeridi" olarak tanımladığı bölge, uluslararası uzmanlar tarafından “savaş suçu” ve “etnik temizlik” olarak değerlendiriliyor. Uydu görüntülerine ve yerel tanıklara dayanan raporlar, İsrail’in bu tampon bölgeyi oluşturmak için Lübnan’ın köylerini ve kasabalarını kontrollü patlamalarla yok ettiğini ortaya koydu. Taybeh ve Aita al-Shaab köylerinde 860’tan fazla sivil bina, camilerle birlikte patlatılarak yok edildi.
Birçok uluslararası hukuk uzmanı, İsrail’in sivil yerleşim alanlarına yönelik saldırılarını, askeri bir zorunluluk olmaksızın gerçekleştirdiğini ve bunun bir "etnik temizlik" olduğunu belirtiyor. Bu durum, Lübnan’ın güneyinden sürülen halkın geri dönmelerinin önünde büyük bir engel oluşturuyor.
Şimdi, 10 günlük ateşkese rağmen, bu şiddetli olayların ardından kalıcı barışa varılıp varılamayacağı, uluslararası camianın ilgisini çekecek önemli bir soru işareti olarak kalıyor.