Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin kararı, Can Atalay'ın tahliyesine ilişkin hukuki süreci olumsuz etkiledi. Kararın olumsuz etkilerini şu şekilde sıralayabiliriz:

Devlet Bahçeli: Diyarbakır Barosu'nun Provokasyon Çabası Kabul Edilemez Devlet Bahçeli: Diyarbakır Barosu'nun Provokasyon Çabası Kabul Edilemez

Karar, Atalay'ın yeniden yargılanmasının nasıl yapılacağına ilişkin belirsizliği sürdürdü. AYM'nin verdiği hak ihlali kararı, Atalay'ın yeniden yargılanmasına ve tahliyesine hükmediyordu. Ancak Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin kararı, yeniden yargılamanın hangi mahkemede, hangi usullerle ve hangi kapsamda yapılacağına ilişkin herhangi bir hüküm içermiyordu. Bu durum, Atalay'ın avukatlarının yeniden yargılama talebini hangi mahkemeye ve hangi gerekçeyle yapacaklarını belirsiz hale getirdi.

Karar, Atalay'ın tahliyesinin ne zaman gerçekleşeceği belirsizliğini korudu. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Atalay'ın yeniden yargılanmasının nasıl yapılacağı belli olmadan tahliyesine karar veremeyeceğini belirtti. Bu durum, Atalay'ın tahliyesinin en azından yeniden yargılamanın sonuçlanmasına kadar ertelenmesi anlamına geliyor.

Karar, Gezi Parkı davasının diğer hükümlüleri için de emsal teşkil etmesi bekleniyor. Karar, AYM'nin hak ihlali kararlarına uyulmaması halinde, hükümlülerin tahliyesinin önünde yeni engeller çıkabileceğini gösteriyor. Bu durum, Gezi Parkı davasının diğer hükümlülerinin tahliye sürecini de olumsuz etkileyebilir.

Karar, AYM'nin hak ihlali kararlarına verilen önemi de sorguluyor. AYM, hak ihlali kararı verdiği durumlarda, ilgili hükümlünün yeniden yargılanmasına ve tahliyesine hükmediyor. Ancak Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin kararı, AYM'nin hak ihlali kararlarının bağlayıcılığını zayıflatıyor. Bu durum, AYM'nin hak ihlali kararlarının etkinliğini düşürebilir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin kararının, Türkiye'nin hukuk sistemine ve demokrasisine olumsuz yansımaları olabilecek bir karar olduğu söylenebilir.

Editör: Kader GÜL