25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü nedeniyle Van'da düzenlenen basın açıklamasında, kadına yönelik şiddetin politik olduğu vurgulandı.

Basın açıklamasında dile getirilen görüşler şu şekilde özetlenebilir:

Çankaya'da Fırtına Felaketi: Ağaç Aracın Üzerine Devrildi! Çankaya'da Fırtına Felaketi: Ağaç Aracın Üzerine Devrildi!

Kadınlar, yaşamın her alanında şiddete maruz kalmaktadır. Aile içinde, eğitimde, işte, sokakta, gözaltında, köy baskınlarında, basın açıklamalarında her yerde şiddet kadına yönelebilmektedir.
Derin yoksulluk ve ekonomik sıkıntılar da en çok kadınları etkilemektedir.
İstanbul Sözleşmesi, kadına yönelik şiddetle mücadelede önemli bir kazanımdı. Ancak 2021 yılında tek bir erkeğin imzasıyla bu sözleşmeden çekilmek, kadına yönelik şiddetin artmasına neden oldu.
6284 sayılı yasa, kadına yönelik şiddetle mücadelede önemli bir araçtır. Ancak bu yasanın etkin bir şekilde uygulanabilmesi için gerekli önlemler alınmalıdır.
Cezaevlerindeki kadınların ve LGBTİ+'ların yaşamış olduğu hak ihlalleri de unutulmamalıdır.
Basın açıklamasında yer alan "kadına yönelik şiddetin politik olduğu" vurgusu, kadına yönelik şiddetin sadece bireysel bir sorun değil, toplumsal bir sorun olduğu gerçeğini ortaya koymaktadır.

Kadına yönelik şiddetin politik boyutu, şu şekilde açıklanabilir:

Kadına yönelik şiddet, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin bir sonucudur. Kadınların erkeklerden farklı rollere ve statülere sahip olması, onları şiddete daha maruz bırakmaktadır.
Kadına yönelik şiddet, devlet politikaları tarafından da desteklenmektedir. Örneğin, kadınların işgücüne katılımını engelleyen politikalar, kadınların ekonomik olarak daha bağımlı hale gelmesine ve bu nedenle şiddete daha açık hale gelmesine neden olmaktadır.
Kadına yönelik şiddet, toplumsal normlar tarafından da meşrulaştırılmaktadır. Örneğin, "ev içi şiddetin mahrem bir konu olduğu" veya "kadınların şiddete boyun eğmesi gerektiği" gibi toplumsal normlar, kadına yönelik şiddetin önlenmesini zorlaştırmaktadır.
Kadına yönelik şiddetin politik boyutu, bu sorunun çözümü için toplumsal bir mücadele gerektirdiğini göstermektedir.

Bu mücadelenin başlıca hedefleri şu şekilde sıralanabilir:

Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması
Kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olması
Devlet politikalarının kadına yönelik şiddeti önlemeye yönelik olması
Toplumsal normların kadına yönelik şiddeti meşrulaştırıcı yönlerinin değiştirilmesi
Bu hedeflere ulaşmak için kadınların, erkeklerin, sivil toplum örgütlerinin ve devlet kurumlarının ortak bir mücadele yürütmesi gerekmektedir.

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü, bu mücadelenin önemini bir kez daha hatırlatmaktadır.

Editör: Kader GÜL