Mobil Uygulamayı İndir

Haberleri mobil uygulamamızdan takip edin!

26 Temmuz 2026 Pazar İstanbul 4°C

Bildirimler

Sitemize Hoş Geldiniz

Güncel haberler ve son dakika gelişmeleri için bizi takip edin!

Şimdi

KİH İstanbul’da Kadın Yoksulluğu Araştırması: Kriz Sürekli Bir Sorun

E
Yazar Medya
5 dk okuma 97 okunma Yayınlanma: 7 Ocak 2026 08:42 Güncelleme: 2 Nisan 2026 08:08
KİH İstanbul’da Kadın Yoksulluğu Araştırması: Kriz Sürekli Bir Sorun
KİH İstanbul’da Kadın Yoksulluğu Araştırması: Kriz Sürekli Bir Sorun Foto: Yazar Medya

Kadının İnsan Hakları Derneği (KİH), 26 Aralık 2025 tarihinde İstanbul Beyoğlu'nda gerçekleştirdiği etkinlikte “Devletin Uzağında, Dayanışmanın Eşiğinde: İstanbul’da Kadınların Yoksullaşma Deneyimleri” başlıklı araştırma raporunu ve politika önerilerini kamuoyuyla paylaştı.

Dissensus Araştırma'nın yürüttüğü çalışma, İstanbul'da yaşayan, bir kısmı İSMEK'ten eğitim alan 40 kadınla yapılan yüz yüze görüşmelere ve kadın yoksulluğu konusunda uzman kişilerle gerçekleştirilen odak grup tartışmalarına dayanıyor.

Rapor, kadınların yoksullaşmanın etkisiyle şekillenen günlük yaşam uygulamaları, istihdam, barınma, bakım yükü, sağlık ve eğitim erişimi, şiddetten kaçınma ve adalet erişimi gibi temel haklara ulaşmada yaşadıkları deneyimler, yoksulluk ve bunun yarattığı duygusal zorluklarla baş etme yöntemleri ile kadınların ihtiyaç duyduğu kamu hizmetleri ve politikaları inceliyor.

Rapor, kadın yoksulluğunun yalnızca maddi bir eksiklikten ibaret olmadığını, güvencesiz istihdam, barınma sorunları, bakım hizmetleri, sağlık, eğitim ve adalet erişimindeki eşitsizlikler ile toplumsal cinsiyet eşitsizliği gibi yapısal unsurlarla iç içe geçtiğini vurguluyor.

Toplantının açılışında Kadının İnsan Hakları Derneği'nden Ebru Batık, derneğin bu süreçte yoksulluğun toplumsal cinsiyet, erkek şiddeti ve haklara erişimle olan bağlantısını incelemek ve kadınların yoksullukla mücadele yöntemlerini araştırmak amacıyla 2021 yılında bu çalışmayı başlattıklarını belirtti. Batık, araştırmanın kadınların günlük yaşam deneyimlerinden yola çıkarak hazırlandığını ifade etti.

"Kriz atmosferi" ve gündelik yaşamda yoksulluğun etkileri Araştırmanın bulgularını sunan KİH ekibinden Ezel Buse Sönmezocak ve Yıldız Taghizade, kadınların yoksulluğu sadece gelir kaybı olarak değil, istihdamdan barınmaya, sağlıktan adalete kadar temel haklara erişimde bir yoksunlaşma süreci olarak deneyimlediklerini dile getirdi.

Araştırmanın yöntemi ve çerçevesini aktaran Yıldız Taghizade, raporda belirtilen “kriz atmosferi” kavramının önemine dikkat çekerek, ekonomik ve sosyal krizlerin artık gündelik yaşamın kalıcı bir parçası haline geldiğini belirtti. Bu durumun kadınlar açısından; gıda harcamalarını kısmak, çocukların ihtiyaçlarını öncelemek ve kendi ihtiyaçlarını ertelemek gibi pratiklerle somutlaştığını ifade etti. Ezel Buse Sönmezocak ise, kadın yoksulluğunun yalnızca gelir eksikliği olmadığını; güvencesiz istihdam, barınma sorunları, sağlık ve eğitim hizmetlerine erişimdeki eşitsizlikler ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği ile iç içe geçmiş yapısal bir sorun olduğunu vurguladı.

“Ücretli iş, kadınlar için var olma ve güçlenme yolu; ancak kapılar yüzlerine kapanıyor” Etkinlikte sunulan bulgulara göre, kadınlar ekonomik bağımsızlıklarını kazanmanın, kendilerini güçlendirmenin ve toplumsal hayata katılmanın yolu olarak ücretli işleri görüyor. Ancak kadınlar, düşük ücret, güvencesizlik, iş yerinde taciz ve baskı nedeniyle insan onuruna yakışır işlere erişim sağlayamıyor. İşten ayrıldıklarında, eğitim durumları ne olursa olsun yeniden iş bulmakta zorluk çektikleri ve bu nedenle ağır çalışma koşullarına katlanmak zorunda kaldıkları belirtildi.

Kadınların, ücretli işte çalışsalar bile ev içindeki bakım yükünü taşımaya devam ettikleri vurgulandı. Çocuk, yaşlı ve engelli bakımının kamusal bir hizmet olarak sunulmaması, kadınların düzenli ve güvenceli işlerde çalışmasını engellediği; bu durumun kadınları hem zamansal hem de ekonomik bir yoksulluk döngüsüne sürüklediği ifade edildi.

Araştırmada öne çıkan konulardan biri de barınma krizi oldu. İstanbul'da her gelir grubundan kadınlar, artan kiralar nedeniyle barınma sorunları yaşıyor; özellikle düşük gelirli kadınlar, semt değiştirmek, aile evine dönmek veya şiddet gördükleri evlerde yaşamak zorunda kalıyor. Barınma krizinin kadınlar üzerinde ciddi psikolojik etkiler yarattığı vurgulandı.

Sağlık hizmetlerine erişim açısından, devlet hastanelerindeki yoğunluk ve özel hastanelerin yüksek maliyetleri nedeniyle kadınların tedavilerini ertelemek zorunda kaldığı, sağlık hizmetlerine ulaşamayan kadınların alternatif yöntemlere yönelmek zorunda hissettiği aktarıldı.

KİH, yoksulluğun kadınların şiddetten uzaklaşmasının önündeki en büyük engellerden biri olduğunu belirtti. Ekonomik güvencesizlik, barınma sorunları ve kamu destek mekanizmalarının yetersizliği nedeniyle kadınların şiddet ortamlarından uzaklaşamadıkları, boşanma sonrası çoğu zaman tekrar aile evine dönmek zorunda kaldıkları, ancak bu dönüşlerin her zaman güvenli, destekleyici veya kadınların özerkliğini artıran bir çözüm sunmadığı ifade edildi.

Hukuki süreçlere dair bulguları paylaşan KİH, boşanma davalarının uzun ve maliyetli olmasının, özellikle avukata erişim eksikliğinin kadınların adalete ulaşımını zorlaştırdığını belirtti. Erkeklerin nafaka ödemediği veya çok düşük miktarlarda ödediği ve boşanma aşamasında nafakanın erkekler tarafından bir baskı ve kontrol aracı olarak kullanıldığı, bunun da boşanmış kadınların yoksulluğunu derinleştirdiği ifade edildi.

Araştırmada görüşülen kadınların, geçim mücadelesi nedeniyle kaygı, stres ve umutsuzluk yaşadıkları; sosyal hayattan çekildikleri ve yalnızlaştıkları aktarıldı. KİH, kadınların yalnızca temel ihtiyaçlarından değil, eğitim, güvenceli iş, ev sahibi olma ve “rahat bir uyku” gibi arzularından da feragat etmek zorunda kaldıklarını paylaştı.

Araştırma bulgularının aktarılmasının ardından İpek İlkkaracan, kadın yoksulluğunu bakım emeği ve makroekonomi bağlamında ele aldı.

```

Etiketler

#kadın yoksulluğu #İstanbul #insan hakları #sosyal adalet #dayanışma #araştırma #politika önerileri #kamu hizmetleri

Videolar