Yeni Veriler Glokom Hastalığının Yayılımını Ortaya Koyuyor
Londra'daki Oftalmoloji Enstitüsü (UCL) ve Moorfields Göz Hastanesi, Ocak 2026'da yayımlanan güncel verilerle, glokom hastalığının yayılma hızının beklenenden çok daha fazla olduğunu gözler önüne serdi.
Araştırmalar, görme kaybına neden olan bu hastalığın etkilediği birey sayısının 2060 yılına gelindiğinde önemli bir artış göstereceğini öngörüyor. Uzmanlar, yaşlanan nüfusla birlikte vakaların kontrol edilemez bir seviyeye ulaşabileceğini belirtti.
Vaka Sayılarında Yüzde 60'lık Artış Bekleniyor
Son incelemeler, yalnızca İngiltere'de 40 yaş ve üzerindeki glokom hastası birey sayısının 2060 yılına kadar 1,6 milyonu geçeceğini ortaya koydu. Bu rakam, mevcut verilere göre vaka sayısında yüzde 60'lık bir artış anlamına geliyor.
Nüfus projeksiyonlarına dayanan bu çalışma, 85 yaş ve üzerindeki bireylerin yüzde 11'inin glokomdan etkileneceğini göstermekte. Uzmanlar, artış hızının genel nüfus artış oranını geride bırakacağını ve bunun bir "demografik zaman bombası" oluşturduğunu vurguladı.
Glokomun Tehlikeleri ve Geç Teşhis Sorunu
Glokom, görme kaybı kalıcı hale gelene kadar belirti göstermemesi nedeniyle "sessiz hırsız" olarak adlandırılmaktadır. Göz içindeki basıncın yükselmesiyle başlayan süreç, optik sinirin hasar görmesiyle sonuçlanmaktadır.
Hastalık genellikle 50 yaş ve üzerindeki bireylerde yoğunlaşmakta, fakat erken aşamalarda ağrı veya görme bozukluğu yaratmamaktadır. Bu sinsi ilerleyiş, hastaların durumu fark etmeden büyük ölçüde görme yetilerini kaybetmelerine sebep olmaktadır.
Teşhis Gecikmeleri ve Sağlık Sistemi Üzerindeki Etkisi
Oftalmoloji Enstitüsü'nün raporuna göre, hastaların yüzde 40'ından fazlası teşhis konulduğunda hastalığın ileri evresindedir. Bu bireylerin yaşadığı görme kaybının, erken teşhis ile önlenebileceği ifade edilmektedir.
Uzmanlar, teşhislerdeki gecikmenin sağlık sistemi üzerindeki yükü artırdığını belirtmektedir. Mevcut hastaların yarısının, henüz teşhis almadığı için durumlarının farkında olmadan yaşamaya devam ettiği tahmin edilmektedir.
Düzenli Göz Muayenesinin Önemi
Araştırmacılar, orta yaşlı ve yaşlı bireylerin düzenli göz muayenesi yaptırmasının tek korunma yöntemi olduğunu vurgulamaktadır. Erken teşhis edilen vakalarda, göz damlaları veya basit cerrahi müdahalelerle körlük riski ortadan kaldırılabilmektedir.
Özellikle yüksek risk grubundaki bireylerin yılda en az bir kez kapsamlı göz muayenesinden geçmeleri gerektiği hatırlatılmaktadır. Bilim insanları, sağlık hizmetlerinin artan bu talebi karşılayabilmesi için teşhis kapasitelerinin hızla artırılması gerektiğini kaydetmektedir.