Hürmüz Boğazı'ndaki Kapanma ve Otomotiv Sektörüne Etkileri
Küresel enerji ticaretinin önemli geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’nda meydana gelen fiili kapanma, otomotiv ve lastik endüstrisinde maliyet baskılarını artırabilecek bir tehdit olarak değerlendiriliyor.
Sektör temsilcileri, artan jeopolitik gerilimlerin enerji fiyatları ve lojistik süreçler aracılığıyla üretim maliyetlerini olumsuz etkileyebileceği konusunda uyarılarda bulunuyor.
Otomotiv Sektöründeki Zorluklar
Geçtiğimiz hafta otomotiv basınıyla bir araya gelen Petlas Genel Müdürü Hakan Yalnız, enerji fiyatlarındaki artış ve Avrupa pazarındaki daralmanın sektörü zaten zor durumda bıraktığını vurgulayarak, bölgedeki yeni gerilimlerin durumu daha da karmaşık hale getirebileceğini ifade etti.
Yalnız, son dönemdeki gelişmelere atıfta bulunarak, "Enerji fiyatlarındaki yükseliş ve Avrupa’daki pazarın daralması zaten sektörde baskı yaratıyordu. Geçen hafta bölgemizde yeni bir savaşın başlaması da riskleri artırdı. Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması tüm sektörü olumsuz yönde etkileyebilir. Bunun ne kadar etkili olacağını ise zamanla göreceğiz" şeklinde konuştu.
Enerji Tedarikinde Hürmüz Boğazı'nın Rolü
Otomotiv tedarik sanayisi temsilcilerinden de benzer uyarılar geldi. Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği (TAYSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Yakup Birinci, Hürmüz Boğazı’nın dünya enerji ticaretindeki kritik önemine dikkat çekti.
Birinci, küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) arzının yaklaşık beşte birinin bu hat üzerinden taşındığını belirterek, "İran-ABD gerilimi nedeniyle boğazın trafiğe kapanması, enerjiye yüksek bağımlılığı olan sanayi kollarını doğrudan etkiliyor. Türkiye otomotiv tedarik sanayi açısından da bu durumun dolaylı etkileri olabilir" dedi.
Türkiye otomotiv tedarik sanayinin büyük ölçüde Avrupa üretim ağlarıyla entegre olduğunu hatırlatan Birinci, enerji maliyetlerindeki olası artışların ve küresel lojistikte yaşanabilecek aksaklıkların üretim maliyetleri ile tedarik süreleri üzerinde baskı oluşturabileceğini dile getirdi. Ayrıca, "Petrokimya türevleri, plastik hammaddeler ve bazı metal girdilerinde küresel fiyat dalgalanmaları yaşanma olasılığı sektör tarafından dikkatle izleniyor" ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin Avantajları ve Gelecek Beklentileri
Türkiye’nin coğrafi konumu, güçlü üretim altyapısı ve Avrupa’ya yakınlığı sayesinde jeopolitik belirsizlik dönemlerinde avantaj elde edebileceğini de belirten Birinci, "Küresel şirketler, riskli ve uzun tedarik hatları yerine daha güvenli ve yakın üretim merkezlerine yönelme eğilimi gösterebiliyor. Türkiye otomotiv tedarik sanayi bu noktada Avrupa için güvenilir bir üretim ve tedarik ortağı olma özelliğini güçlendirebilir" görüşünü paylaştı.
TAYSAD Başkanı Birinci, ayrıca akaryakıt fiyatlarında yeniden gündeme gelen eşel mobil uygulamasının da lojistik ve girdi maliyetleri üzerinde olumlu bir etki yaratabileceğini sözlerine ekledi.
Basra Körfezi’ni Umman Denizi’ne bağlayan 33 kilometre genişliğindeki Hürmüz Boğazı, dünya deniz geçitleri arasında en stratejik su yollarından biri olarak öne çıkıyor. Küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) akışının önemli bir bölümü bu dar geçitten sağlanıyor.
ABD Enerji Enformasyon İdaresi’nin (EIA) 2025 verilerine göre, Hürmüz Boğazı’ndan günlük 20 milyonu varili aşkın ham petrol ve petrol ürünü geçiyor. Bu miktar, dünya sıvı petrol tüketiminin yaklaşık yüzde 20’sine karşılık geliyor.
Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) verileri de benzer şekilde, küresel petrol ticaretinin beşte birinin bu hat üzerinden gerçekleştiğini ortaya koyuyor.
EIA verilerine göre Hürmüz’den geçen petrolün yaklaşık yüzde 70 ila 80’i Asya ülkelerine yöneliyor. En büyük ithalatçılar arasında Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore yer alıyor.