Eugenie Bouchard'ın Kariyer Yolculuğu
Bouchard, 2014 senesinde 20 yaşında Wimbledon finaline çıkarak dikkatleri üzerine çekti. Petra Kvitová'ya karşı kaybetmesine rağmen, bu başarı onu hızla dünya sıralamasında 5. sıraya taşıdı ve kadın sporlarında oldukça talep gören bir figür haline getirdi.
O yalnızca tenis kortunda değil, aynı zamanda pek çok kazançlı sponsorluk anlaşmasıyla da bir medya ikonu. Bouchard, dünyanın en pazarlanabilir 50 sporcusu arasında 1. sıraya yerleşti.
Medya Dikkati ve Baskılar
Fakat, bu ilginin beraberinde büyük bir baskı da geldi. 2014 sezonundaki etkileyici performansının ardından Bouchard’ın oyunu giderek düştü ve hem medyadan hem de hayranlardan yoğun eleştiriler aldı. Kadın tenisçi, o dönemde birçok ruh sağlığı problemi yaşadığını kabul etti; ancak spor camiasında ruh sağlığı hakkında konuşmanın hâlâ tabu olması nedeniyle bu durumları paylaşmada zorluk yaşadığını ifade etti.
2016 yılında Avustralya Açık'tan erken elendikten sonra, Bouchard cesur bir alt kesim saç modeliyle imajını yenilemeye karar verdi. Ancak, başının neredeyse yarısını tıraş ettikten sonra işler beklenmedik şekilde kötüye gitti.
Bu değişim hızla dikkat çekti, fakat istenmeyen sonuçlar doğurdu. Bouchard'a göre, daha önce kendisine sponsor olan lüks saat markası, tenisçinin yeni görünümünün markanın imajına uymadığını belirterek, sözleşmeyi yenilemeyeceklerini menajerine e-posta ile iletti.
Yeni Bir Yola Giriş
Saç stilindeki bu değişiklik yüzünden Bouchard, milyonlarca dolarlık bir sözleşmeyi kaybetti; bu durumu geriye dönüp baktığında oldukça "çılgınca" bulduğunu belirtti.
Yıllarca en üst düzeyde yarıştıktan sonra, Bouchard yavaş yavaş profesyonel tenisten uzaklaşmaya başladı ve Kuzey Amerika'da hızla popülerlik kazanan pickleball sporunu denemeye karar verdi.
Bu yeni alanda adını duyurmaya başlayan Bouchard, birçok büyük turnuvada ilerleme kaydetti fakat finalde en iyi oyuncular tarafından elendi. Bouchard’a göre, tenisten pickleball’a geçiş yapmak, profesyonel sporculuk kariyerini tamamen sonlandırmanın getireceği psikolojik şoktan kaçınmasına yardımcı oldu.
"Yüzden birden sıfıra düşmek çok zor olurdu. Ama ben hâlâ yarışıyorum ve kendimi bir sporcu gibi hissetmeye devam ediyorum," şeklinde ifade etti.
Bouchard’ın Wimbledon'da yarattığı heyecandan, pickleball dünyasının yükselen yıldızı olma yolculuğu, bazen görünürde olumsuz olan dönüm noktalarının bir kişinin kariyerinde yeni bir sayfa açabileceğini gösteriyor.