Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 1970 yılında nüfusun neredeyse yarısını oluşturan çocuk oranı, 2025 yılında sadece yüzde 24.8’e düşecek. Ülkenin gelecekteki nüfus projeksiyonları ise bu oranının daha da azalacağını gösteriyor. 2100 yılında Türkiye’nin çocuk nüfusu oranının yüzde 14.5’e kadar gerilemesi bekleniyor. Bu durum, Türkiye’nin hızla yaşlanan bir nüfusa sahip olacağına işaret ediyor.
Çocuk nüfusunun düşmesi, her ne kadar çocuk sayısının azalması olarak görülse de, aslında toplumsal yaşlanmanın bir yansımasıdır. 2025 yılında en yüksek çocuk nüfusuna sahip iller arasında Şanlıurfa, Şırnak ve Mardin gibi bölgeler öne çıkarken, en düşük çocuk nüfus oranları ise Tunceli, Edirne ve Kırklareli gibi illerde görülüyor. Bu da bölgesel eşitsizliklerin, çocuk nüfusundaki farklılıkları nasıl etkilediğini ortaya koyuyor.
Aile yapısı da değişiyor; 2025 yılı itibariyle hanelerin yüzde 41.9'unda 0-17 yaş arasında en az bir çocuk bulunuyor. Ancak çocuklu hanelerin büyüklüğü azalmış durumda. Yoksulluk ve sosyal dışlanma riski altındaki çocuk sayısının, genel nüfustan daha fazla olduğu gözlemleniyor. 2025’te, çocukların yüzde 36.8’inin bu riskle karşı karşıya olduğu belirtiliyor. Bu da, Türkiye’deki çocukların yaşam standartlarının oldukça zorlaştığını ve sosyal yardımlara ihtiyaç duyduklarını gösteriyor.
Çocuk evliliklerinde ise belirgin bir azalma yaşanıyor. 2002 yılında 16-17 yaş grubundaki kız çocuklarının resmi evlenme oranı yüzde 7.3 iken, bu oran 2025’te yüzde 1.5’e düşmüş durumda. Aynı yaş grubundaki erkek çocuklarının evlenme oranı da düşüş gösteriyor. Bu, Türkiye’deki toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda atılan adımların bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.
Türkiye, hızla yaşlanan bir nüfusa sahip olsa da, 2025 itibarıyla çocuk nüfus oranı bakımından Avrupa Birliği’ne kıyasla daha genç bir profil sergiliyor. Avrupa Birliği ülkelerinin ortalama çocuk nüfusu oranı yüzde 17.6 iken, Türkiye’nin oranı yüzde 24.8 ile bu ortalamanın oldukça üzerinde. Ancak, bu oran zamanla düşmeye devam edecek.
Nüfus yapısındaki bu değişikliklerin yanı sıra, 2025 yılı itibarıyla çocuklar için en popüler isimler arasında Alparslan, Göktuğ ve Metehan gibi geleneksel Türk isimleri ön planda. Kız çocuklarında ise Alya, Defne ve Gökçe isimleri öne çıkıyor.
Sonuç olarak, Türkiye’deki nüfus yapısındaki hızlı yaşlanma, gelecekte toplumsal, ekonomik ve sosyal pek çok alanda değişikliklere yol açacak. Çocuk nüfusunun azalması, ekonomik büyümeyi etkileyecek ve sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliği için önemli bir sınav olacak. Bu durumu yönetebilmek için toplumsal yapının uyumlu bir şekilde yeniden şekillendirilmesi gerekecek.