Son günlerde siyaset arenasında dikkat çeken bir eğilim, muhalefet cenahından muhalefete saldırmak oldu. CHP, bu stratejinin başlıca hedefi olurken, sendikalar ve meslek odaları da benzer baskılardan payını aldı. DEVA Partisi lideri Ali Babacan, önce cumhurbaşkanlığı adaylığı sinyali vererek gündeme girdi; ancak beklenen etkiyi sağlayamayınca rotasını CHP’ye çevirdi. Babacan, “Bu ülkeyi CHP’ye bırakmak istemiyoruz” açıklamasıyla hem muhafazakâr seçmene hem de Erdoğan’a mesaj gönderdi.
Benzer bir örnek ise Mehmet Sevigen’den geldi. Sevigen, TGRT ekranlarında gözyaşlarıyla CHP’ye sahip çıkma çağrısı yaptı. Ancak geçmişte Kılıçdaroğlu’na yönelik sert eleştirileri ve parti içi tartışmaları hatırlatıldığında, bu tavrın çelişkili olduğu görüldü. Yılmaz Özdil de benzer bir şekilde Özgür Özel ve CHP’ye yönelik sert eleştirilerde bulundu, doğrulama veya denge arayışına girmeden iktidar perspektifiyle hareket etti.
AKP’nin sık başvurduğu yöntemlerden biri, muhalefet içinden “Truva atları” çıkarmak. Bu isimler, muhalefet sıralarında başlayan siyasi yolculuklarını çoğu zaman iktidarın gölgesinde tamamlıyor. Bu durum, Meclis çatısı altında muhalefetin ortak ses üretmesini de zorlaştırıyor. Rejimi değiştirmeyi hedefleyenler için mücadele, yalnızca iktidara değil, muhalefet görünümlü bu Truva atlarına karşı da sürdürülmek zorunda.